İzmir’in kalbi Bayraklı

Bayraklı’yı 50’li yılların sonundan ya da 60’lı yılların başından biliyorum. Dedem ve anneannem, İzmir’de üniversite eğitimi görmekte olan dayım için burada ev tutmuşlar, onu yalnız bırakmamak için de yılın belli aylarını burada geçirmekteydiler. İki katlı bir Rum eviydi yanılmıyorsam… Biz de zaman zaman gelip kalıyorduk burada. Annemi ve teyzelerimi özleyince de Bayraklı’dan Köprübaşı’na taksi tutup gittiği olurmuş dedemin. Dört kızı ve bir oğlu için yapamayacağı bir şey yok derlerdi onun için. Şiri Bey’in çocukları olmak kadar torunu olmak da bir şanstı. Büyük dayımın müzisyen oğlu Özcan abim de yaşamıştı bir ara burada. O piyano çalıyordu, oğlu Burçin ise bugün dünya çapında bir piyano virtüozu ve besteci! Yıllardır İzmir’deyim ama bir kez olsun Bayraklı sokaklarında dedemin oturduğu o evi arama zahmetine (!) girmedim nedense…

‘GEMİ’ ANLAMINA GELİYOR

Bayraklı’nın adının, Halep Türkmenlerinin bir kolu olan ve bu yöreye yerleşen ‘Bayraklu Cemaati’nden kaynaklandığı belirtiliyor. Bayraklu, daha sonraki şekliyle ‘Bayraklı’ adının 16’ncı yüzyıldan beri bu yöre için kullanıldığı biliniyor. Bir başka ayrıntı ise şöyle:

13’üncü yüzyıl Bizans Dönemi kaynaklarında burada bir yerleşimin olduğu bilinmekte ve ‘Baris’ olarak anılmakta. Ersin Doğer ise bu sözcüğün eski Helenceye Mısır dilinden geçmiş olduğunu ve bu dilde bir tür ‘gemi’ anlamına geldiğini, Helencedeyse bugün dahi ‘küçük tekne, kayık’ anlamını taşıdığı bilgisini vermekte, Roma Çağı Helencesinde ise ‘Bari’ sözcüğünün diğer anlamı olan ‘Kule’ye dönüştüğünü ve  ‘Akri’ sözcüğü ile birleşerek oluşan ‘Bariakris’ ismini ‘Tepekule’ ile ilişkilendirmektedir.
İzmirli Rum yazar Hristu Sokrati Solomonidi, 20’nci yüzyıl başlarına ait bazı Yunanca kaynaklarda, İzmirli Rum entelektüellerinin Bayraklı’nın ‘Tantalida’ adını alması için çaba sarfettiklerini ancak bunu Osmanlı yönetimine kabul ettiremediklerini yazıyor. İlk İzmirlilerin kentlerini Bayraklı’da kurdukları biliniyor. Tepekule isimli höyük, ( Hacı Mutço Tepesi) bundan 5 bin yıl önce Luwi ya da Leleg denilen en eski İzmirlilerce kurulan yerleşim merkezi oluyor. Höyükteki ilk bilimsel çalışmalar Ord. Prof. Dr. Arkeolog Ekrem Akurgal ve John M. Cook tarafından gerçekleştiriliyor.

Kentin üst kesimindeki 205 metre yüksekliğindeki burun üzerinde Tantalos’ın mezarı olarak bilinen yapı bulunmakta. Tantalos, Frigya kralının adı oluyor. En parlak dönemini İonlar döneminde yaşadığı bilinen Bayraklı bölgesi, M.Ö. 334 yıllarında Büyük İskender, M.Ö. 133 yılında ise Romalıların hâkimiyetinde kalmış. M.S. 7’nci yüzyılda Arap akınlarına maruz kalmış, 14’üncü yüzyılda Aydınoğulları, daha sonra da Osmanlı hâkimiyetine girmiş. 1920’li yıllarda 475 nüfuslu bir sayfiye adresi…

OSMANLI DEFTERİNDE VAR 

Bayraklı, Osmanlı döneminde zaman zaman Bornova ile birlikte İzmir’e, Bornova nahiye olduktan sonra da Bornova’ya, Cumhuriyet’in başlarındaysa Karşıyaka’ya bağlı görülüyor.

Kanuni Sultan Süleyman dönemine ait icmal defterinde adı ‘Bayraklu’ olarak geçiyor. 16’ncı yüzyıl tapu tahrir defterlerinde Bornova’ya bağlı bir köy olarak görülmekte. 1930 yılında Karşıyaka nahiyesine bağlı bir köy, 40’lı yıllardaysa Karşıyaka’nın bir mahallesi… Özetle… İdari bakımdan hep İzmir’e, Bornova’ya ve Karşıyaka’ya bağlı olarak varlığını sürdürmüş. 6 Mart 2008 yılında ise ilçe oluyor. 1965 yılının ardından başlayan apartmanlaşma, bugün sanki yerini gökdelenleşmeye bırakmış gibi… İzmir’in Manhatton’u adeta… Keşke İsfahanlılar kadar olabilseydik bu konuda…

Bayraklı deyince akla gelen simge adresler şunlar: Leylekli Ev, Bayraklı İstasyonu, Yahya Paşa Konağı, Bayraklı İptidai Mektebi, Türk Alkol Fabrikası (İzmir Müskirat Fabrikası), Telli Kavak, Beyaz Kaya, Bayraklı Dedesi, Güven Kulüp, Bayraklı Sahili, deniz banyoları, gazinolar ve meyhaneler, park, Salhane, Turyağ, Piyale ve İdrofil Pamuk, Turyağ Evleri, Eczacıbaşı Köşkü.

İLK CAMİ CUMHURİYET’TE

İzmir’in diğer banliyöleri arasında Bayraklı’nın ibadethaneler açısından farklı bir yeri var. Müslümanlar için ancak Cumhuriyet döneminde bir ibadethane yapılmış olması ilginç… Bu ibadethane, Analipsi Rum Ortodoks Kilisesi’nin üzerine yapılmış olan Merkez Cami oluyor.

Her iki ibadet merkezinin görkemi insanı etkiliyor doğrusu. Kilise, bir ressamın fırçasından çıkmış resim gibi adeta. Çevresindeki köşkler de yıkılmadım ayaktayım der gibi…

Kaymakamlığın da eski bir Rum köşkünde hizmet veriyor olması kentin dokusunun korunması ve geliştirilmesi adına sevindirici. 

1919 yılı Saint Antuan Kilisesi kayıtlarına göre, Bayraklı köyünün nüfusu takriben 1000 Yunan, 300 civarında Ermeni, 100’e yakın Katolik ve birkaç Müslüman aile… 1900 öncesinde ise Müslüman nüfus yok gibi… 

Yazlık sinemalar, Bayraklı’nın vazgeçilmez eğlence mekânı olmuş yıllarca. Işık sineması, Marmara, Efes, Billur, Deniz, Özseren, Bayraklı sinemaları bunun örnekleri… Rakıspor ve Şarapspor maçları ise bir Bayraklı klâsiği… Bayraklı’yı daha iyi öğrenmek için Hakan Kâzım Taşkıran’ın  ‘Bayraklı’ kitabını okumakta yarar var. Ben ondan yararlandım.

GÜNÜMÜZ BAYRAKLI’SI

330 bin nüfuslu, 24 muhtarlı bugünün Bayraklı’sına gelince… Gözü doymaz ulusal ve uluslararası şirketlerin doğayı talan ettikleri bir dönemde; belediye, yerel seçimlerden bu yana ilçeye 51 bin 400 metrekarelik yeni yeşil alan kazandırmış. Kaldırılan top sahasının yerine vaat edilen Cumhuriyet Meydanı ise henüz ortada yok. Belediyenin Köy Enstitüleri Parkı’na modern dokunuşu ise başkanın öğretmen kökenli/matematikçi ve köy enstitülü dostu olmasından kaynaklanıyor olmalı. Piyasaya borçlu olmamalarının altında da matematikçi başkanın rolü var olsa gerek… Başka bir bilgi: İzmir’in en büyük anaokulu bu ilçede bulunuyor. 

Uluslararası Homeros Edebiyat/Sanat Festivali ile dünya edebiyatçılarını buluşturan Bayraklılılar ‘Çağın çağdaşlarıyız’ mesajını verir gibiler. Her bir kitap kafeyi ziyaret edemedim ama ‘Değirmen Kafe’ 3200 kitapla Bayraklılılara önemli bir kültür hizmeti veriyor. Ne güzel, kitap okuyana da çay ücretsiz! Değirmen ve Teras Kafe ile Ekrem Akurgal Parkı’nın ardından Körfez, Soğukkuyu, Mansuroğlu mahallelerindeki sosyal tesislerde de  kitap kafeler oluşturulmuş. Keşke bu kafelerde düzenli aralıklarla bilim-sanat- edebiyat söyleşileri de düzenlenmiş olsa. 

Eğitim projelerinin mottosu

Hemen belirteyim, Nafiz Gürman Mahallesi’ndeki İhsan Alyanak Kültür Merkezi’ndeki Şehabettin Okudurlar-Rasime Şeyhoğlu Kitaplıkları ve Rasime Şeyhoğlu Aydınlanma Evi de görülmeye değer kültür mekânları… 45’inci olan bu kütüphanemizi ve 8’inci olan bu aydınlanma evimizi 2017 yılı Ocak ayında Kubilay Caddesi’ndeki kültür merkezinde açmıştık. İhsan Alyanak Kültür Merkezi’ne taşınması sanırım zorunluluktan kaynaklandı. 

Nafiz Gürman Mahallesi, kültürel zenginliği tartışılmaz bir bölge. Âşık Mahzuni Şerif adına bir kültür merkezi olduğu gibi aynı binada Cemevi de bulunuyor. Elinde sazıyla heykeli dikilmiş olan ozanımızın heykelinin kaidesindeki kırık dökük harfler ise içimi sızlattı. Beni duydunuz değil mi başkanım? 7163 Sokağın başındaki Gençlik Derneği de umut saçıyor gibi… Belediye, kültür sanat ve hobi kurslarını BASAMAK (Bayraklı Sanat ve Müzik Akademisi) adı altında toplamış ve her yaşa uygun ücretsiz kurslarla insana dokunmuş.

Çocuklarla ilgili eğitim projelerine de şiirimsi bir motto bulmuşlar: “Her çocuk, parmak izi kadar farklıdır.”

Belediye, 24 mahallede 24 anaokulundan oluşan BAHÇEM projesi ile (Bayraklı Her Çocuğa Eğitim Merkezi), ‘Çocuk ve Gençlik Kenti’ olma yolunda.

KUTU 2…

Öğretmenler sınava giriyor

30 Ekim 2020’deki deprem faciasında konteyner kentte kalan 117 çocuğa bisiklet dağıtarak  bir nebze olsun depremin acılarını hafifleten düşüncenin sahiplerini, -kim ya da kimlerse-  kutluyoruz.

Bir gazetede okuduğum şu iki tümce çok dikkat çekici geldi bana: “Okul öncesi eğitime verdiği önemle dikkat çeken Bayraklı Belediyesi, bünyesinde görev alacak öğretmen, psikolog ve psikolojik danışmanlar için Ege Üniversitesi işbirliğiyle bir kez daha seçme sınavı düzenledi.”
Özetin özeti şu: Bayraklı, öğretmenlerini sınavla belirliyor. 2 binli yılların başında ‘Okul müdürlerini öğretmenler belirlesin’ diyen İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Behçet

Yavuz geliyor gözümün önüne.

Bu yazıya hazırlanırken 53 yıllık Bayraklılı Yasin Tok öğretmenle tanıştım. Sevgi Yolu’nu, Manavkuyu, Haşim işcan Caddesi ve ara sokakları onunla arşınladık. Öğretmen ama siyaset bilimi üzerine dirsek çürütmüş, şimdi de sosyoloji öğrencisi… Dedim ki ‘Çok şanslısınız! Ağustos sıcaklarında en azından serinleyeceğiniz sahildeki İmbat Restaurant Cafe ile çok sayıda  ağacın gölgesinde piknik yapabileceğiniz yeşil alanlarınız var.’ Sahil ile Sevgi Yolu’nu birbirine bağlayan üst geçidi düşünenlere herhalde Bayraklılıların bir teşekkür borcu vardır.

KUTU 3…

Smyrna’nın ilk kurulduğu yer 

Bayraklı denince Smyrna Höyüğü’nden söz etmemek olur mu hiç… arkeolojikhaber.com’da şunlar yazılı: “Bayraklı’da yer alan höyük, Smyrna’nın ilk kurulduğu yerdir. Bayraklı Höyüğü ( İ.Ö. 3 bin-300) kayalık bir tepe ve üzerindeki yerleşme tabakalarından oluşur. Burada ele geçen en erken buluntular İ.Ö. 3’üncü bine ait seramik parçalarıdır. İlk yerleşim Eski Tunç Çağı’na aittir. Tunç Çağı’ndaki yerleşmeler höyüğün küçük bir bölümünü kaplıyorken Helen döneminde yerleşim bugün modern duvarlarla çevrili SİT alanının çok daha dışına taşmaktadır.”

Prof. Dr. Cumhur Tanrıver’in yazdığı kitapçıkta ise şunlar yazılı: “Eski Smyrna kenti, İzmir Körfezi’nin kuzeydoğusunda, Bayraklı’da bulunan bugünkü adı Tepekule olan bir tepecik üzerinde yer almaktadır. Bayraklı Höyüğü olarak da bilinen Eski Smyrna’nın kurulmuş olduğu yaklaşık 365x 250 metre ölçülerindeki bu tepe, aslında  Sipylos Dağı’ndan güneybatıya uzanan alçak, kayalık bir burundur.”

Kentteki kazılar 2014 yılından bu yana Cumhur Tanrıver tarafından yürütülmekte. Yolu Bayraklı’ya düşen herkesin bu höyüğü görmesinde yarar ve güzellik var. Biraz Atina, biraz Selanik kokuyor bu bölge. Geçmişi soluyorsunuz. YAZAR: RECAİ ŞEYHOĞLU

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (0) in /home/sultanma/public_html/wp-includes/functions.php on line 5420