Deprecated: 6.9.0 sürümünden başlayarak, bir parametre ile çağrılan WP_Dependencies->add_data() işlevi kullanımdan kaldırıldı! IE koşullu yorumları, desteklenen tüm tarayıcılar tarafından yok sayılır. in /home/sultanma/public_html/wp-includes/functions.php on line 6131
ANA SAYFAMANŞETYAZARLAR

Bir 10 Mayıs Sabahı: Kutlamaların Ötesinde Türkiye’de Anne Olmak

Konuk Yazar: Elif Demirci

Bugün 10 Mayıs 2026, pırıl pırıl bir pazar sabahı… Bolu’nun dört bir yanında, okullarda, meydanlarda anneler için etkinlikler düzenleniyor. Örneğin daha dün Yeniçağa Nene Hatun Anaokulu’nda o güzelim “Aile Yılı” etkinlikleri kapsamında minik eller anneleriyle birlikte bez çanta boyadılar, neşe içinde hatıra fotoğrafları çektirdiler. Bolu’muzun o güzel adetleri, anneliğin o saf ve fedakâr doğası her yanı sarmış durumda. Ancak profesyonel bir içerik editörü ve en önemlisi bu toplumun bir ferdi olarak bugün size sadece çiçeklerden ve sevgi sözcüklerinden bahsetmeyeceğim. Çünkü o rengarenk boyanmış çantaların ardında, Türkiye’deki annelerin omuzlarında taşıdığı devasa yükler, görünmez krizler ve eşitsizlikler yatıyor.

Gelin, vitrinlerdeki Anneler Günü indirimlerini bir kenara bırakıp, 2026 Türkiye’sinde “anne olmanın” gerçek faturasına birlikte bakalım.

“Annelik Cezası” ve Görünmeyen Emek

Çalışan bir anne misiniz? O halde istatistiklerin acımasız gerçekliğiyle çoktan yüzleşmişsiniz demektir. 2026 yılına geldiğimizde, erkeklerin istihdam oranı %66,4 iken, kadınlarda bu oran maalesef %32,1’de kalıyor. Peki neden? Çünkü Türkiye’de bakım yükü neredeyse tamamen kadının omuzlarında.

Şehir ve Yerel Bölge Rehberleri

Mayıs ayında açıklanan Türkiye Bakım Haritası’na göre, 15 yaş altı çocuk bakım sorumluluğu olan çalışanların tam %83’ü kreş veya bakıcı gibi hiçbir profesyonel destek alamıyor. Neden alsınlar ki? Özel sektörde kreş açma zorunluluğu hala o meşhur “150 kadın çalışan” şartına bağlı. Şirketinizde 500 erkek çalışsa bile, çocuk babanın değil sadece annenin meselesiymiş gibi kreş açılmıyor. Hal böyle olunca kadınlar ya işi bırakmak zorunda kalıyor ya da tükenmişlik sendromuyla ev-iş mekik dokuyor. Uzun çalışma saatleri, çalışan annelerin %36,4’ü için en büyük kabus olmaya devam ediyor.

Ev Hanımları İçin Bir Umut: 2026 Emeklilik Düzenlemesi

İş hayatından kopmak zorunda kalan veya hiç çalışma fırsatı bulamamış kadınlarımızın o devasa ve ücretsiz “ev içi” emeği ne olacak? Yıllarca evladını büyüten, hastasına bakan ev hanımları için 2026 yılı itibarıyla nihayet somut adımlar devreye girdi. İsteğe bağlı sigortada devlet artık primin üçte birini karşılıyor. En düşük aylık prim tutarı olan 10.899 lira 90 kuruşun yaklaşık 3.633 lirasını devlet üstleniyor. Özellikle 25 yıl evli kalan kadınlar için geçmişe dönük eksik primlerini borçlanma imkanı getirilmesi, ileri yaştaki kadın yoksulluğunun önüne geçmek için önemli bir can simidi. Ancak bu haktan yararlanmak için 25 yıl aynı evlilikte kalma şartının, kadını aileye mecbur bırakan yönünü de tartışmamız gerekiyor.

Tek Başına Geçim Kıskacındaki Bekar Anneler

Eğer evli bir anne olarak ayakta kalmak zorsa, Türkiye’de tek ebeveyn olarak ayakta kalmak tam anlamıyla bir hayatta kalma mücadelesi. Türkiye’deki tek ebeveynli hanelerin %80’inden fazlasını tek başına çocuk büyüten kadınlar oluşturuyor. “Tek başına geçim kıskacı” olarak adlandırılan bu durumda, bekar annelerin sürdürülebilir istihdam oranı maalesef sadece %10 seviyesinde.

Almanya gibi ülkelerde bekar ebeveynlere yıllık 4.260 Euro’yu bulan vergi indirimleri sağlanırken , bizde bu kadınlar sosyal yardımlara ve 2026 bütçesiyle artırılsa da enflasyon karşısında eriyen SED (Sosyal ve Ekonomik Destek) ödemelerine mahkum ediliyor. Mecliste bu konunun araştırılması için önergeler veriliyor ama acil olan şey komisyon raporları değil, eylemdir.

Yas Tutan Annelerin Günü Olur Mu?

Ve bugün, televizyonu açmaktan, sokağa çıkmaktan imtina eden annelerimiz… Çocuğunu ihmallere, kazalara, şiddete veya hastalıklara kurban vermiş, evlat acısıyla yüreği kavrulan o kadınlar. Onlar için bayram da seyran da Anneler Günü de yok. Evladını kaybeden bir anne için her gün, onu kaybettiği ilk gündür. Sadece çocuklarını büyütenlerin değil, bugün çocuklarının mezarı başında adalet ve huzur arayan annelerin de günüdür; onların acısı karşısında susmak, boynumuzun borcudur.

Gökyüzündeki Annelerimiz ve Dinmeyen Özlem

Bugün aynı zamanda annesini kaybetmiş, “anne” kelimesini duyduğunda boğazı düğümlenen evlatların da günü. Sosyal medyada paylaşılan o yürek yakan anma mesajlarında söylendiği gibi: “Dünyanın en güzel kokusu, annemin kokusuydu. Şimdi sadece hatıralarda…” veya “Ben sensiz soğuk gecelerde üşüyorum anne…” diyenlerin sessiz yası, vitrinlerdeki coşkulu kutlamaların arasında çoğu zaman görünmez oluyor. Oysa ölüm, anne ile evlat arasındaki o görünmez bağı asla koparamıyor. Bolu’muzun Mengen ilçesine bağlı Karacalar köyünde bayramlarda ve özel günlerde mezarlıkta helva-ekmek yiyerek geçmişlerimizi yâd ettiğimiz o köklü “zirad” geleneğimiz, kayıplarımızla kurduğumuz bu sonsuz manevi köprünün en güzel kanıtı. Bugün kabir başlarına bırakılan bir karanfil, toprağa fısıldanan bir dua, annesiz geçen bir Anneler Günü’nün en hüzünlü ama en gerçek yüzüdür.

Bolu’dan Bir Söz

Bizim Bolu’muzun çok güzel, çok derin bir deyimi vardır: “Ana baba tahtını yapar, bahtını yapamaz.”. Annelerimiz kendi hayatlarından, kariyerlerinden, uykularından vazgeçip bizlere o tahtları inşa ettiler. Şimdi sıra devlette, yasa yapıcılarda ve iş dünyasında.

Şehir ve Yerel Bölge Rehberleri

Bolu Bağışçılar Vakfı’nın başlattığı, girişimci kadınlara 50.000 TL hibe desteği sunan “Kadın Gücüyle Gelecek” projesi gibi yerel kıvılcımlara ihtiyacımız var. Biz kadınlar olarak artık sadece “fedakâr” olmak değil, eşit ve güvenceli yaşamak istiyoruz.

Bugün annenizi arayın, ona sarılın. Kaybettiyseniz, ruhuna güzel bir dua gönderip onun o güzel kalbini yaşatmaya devam edin. Ancak yarın olduğunda, kadınları iş yaşamından dışlayan, annelerin haklarını görmezden gelen sisteme karşı dik durmayı da unutmayın.

Sevgiyle kalın,

Elif Demirci

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (0) in /home/sultanma/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481