23 NİSAN’IN IŞIĞI VE GÖLGEDE KALAN GERÇEKLER
Yazar: Elif Demirci
23 Nisan…
Bir bayramdan fazlası, bir ülkenin geleceğe attığı en güçlü imzadır.
Mustafa Kemal Atatürk bu günü çocuklara armağan ettiğinde, yalnızca bir jest yapmadı.
Bir medeniyetin yönünü belirledi.
Çocukları merkeze koyan bir anlayış…
Onları sadece korumayı değil, düşünmelerini, sorgulamalarını ve özgür bireyler olarak yetişmelerini hedefleyen bir vizyon…
Ancak bugün, bu vizyonun ne kadar korunabildiği sorusu her zamankinden daha yakıcı.
BAYRAM COŞKUSU VE ACININ GÖLGESİ
23 Nisan’ın neşesiyle süslenen sokakların ardında, ülkenin farklı noktalarından gelen sarsıcı haberler var.
Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da okullarda yaşanan şiddet olayları, sadece birkaç münferit vaka olarak değerlendirilemez.
Çünkü okul dediğimiz yer; çocuğun kendini güvende hissettiği, geleceğini inşa ettiği, hayata hazırlandığı en kutsal alanlardan biridir.
Bu alanın şiddetle anılması, sadece bir güvenlik sorunu değil, toplumsal bir alarmdır.
EĞİTİM SADECE DERS DEĞİL, ZİHNİYETTİR
Bir toplumun çocukları nasıl yetişiyorsa, geleceği de öyle şekillenir.
Eğer çocuk; düşünmek yerine ezberlemeye yönlendiriliyorsa, sorgulamak yerine susmaya alıştırılıyorsa, farklılıklarla birlikte yaşamak yerine dışlamayı öğreniyorsa, orada sorun yalnızca bireysel değildir.
Orada daha derin bir zihniyet problemi vardır.
Atatürk’ün işaret ettiği yol ise nettir:
Akıl, bilim ve özgür düşünce…
Bu üç temel sütun zayıfladığında, toplumun en hassas noktası olan çocuklar zarar görmeye başlar.
23 NİSAN: BİR HATIRLATMA
23 Nisan bize şunu hatırlatır:
Çocuklar sadece geleceğin değil, bugünün de öznesidir.
Onları korumak, sadece fiziksel güvenlik sağlamak değildir.
Onlara sağlıklı bir düşünce ortamı sunmak, farklılıkları anlayabilecek bir bilinç kazandırmak, şiddetin değil diyalogun dilini öğretmek gerekir.
Aksi halde bayramlar, sadece sembolik törenlere dönüşür.
ATATÜRK’ÜN EMANETİNE GERÇEKTEN SAHİP ÇIKIYOR MUYUZ?
Asıl mesele burada başlıyor.
23 Nisan’ı kutlamak kolaydır.
Ama o günün anlamını yaşatmak sorumluluk ister.
Bugün kendimize dürüstçe sormamız gereken soru şu:
Biz çocuklara nasıl bir ülke bırakıyoruz?
Korkunun mu, yoksa özgürlüğün mü hâkim olduğu bir ülke mi?
Sessizliğin mi, yoksa düşüncenin mi değer gördüğü bir toplum mu?
Eğer bu sorulara içten bir cevap veremiyorsak,
23 Nisan’ın ruhu eksik kalır.
SON SÖZ
23 Nisan bir bayramdan öte, bir pusuladır.
Yönünü kaybeden toplumlar için, çocukların gözlerinde saklı olan o ışığı hatırlatır.
Ve o ışık şunu söyler:
Eğer gerçekten güçlü bir gelecek istiyorsak, çocuklara sadece bayram değil,
hak ettikleri güvenli ve özgür yarınları da vermek zorundayız.

