DOĞDUĞUM TOPRAKLARDA 55. KÜTÜPHANE

Manisa’nın yıllar önce Gediz’in sularına kurban giden Eski Borlu’sunda doğdum ben. 1954’ün 30 Nisan’ında…

Eski Borlu, o yılların çok canlı bir ticaret merkeziydi.… Şirin mi şirin bir nahiyeydi.

Kız kardeşim Asuman ile çarşıda  dolaştığım/ dedeme uğradığım  günleri daha dün gibi anımsıyorum.

Herkesin barış ve huzur içinde yaşadığı/ yokluğun/ yoksulluğun olmadığı  bir yerleşim merkeziydi.

Demirköprü Barajı projesi nedeniyle Eski Borlu boşaltılınca 1959’da yeni kurulan Köprübaşı’na göçtük ama Eski Borlu’nun tadını tuzunu yıllarca unutamadık. Örneğin Sultannevruzgünlerinde  Çamlık’a gider  piknik yapar, sonra da  Öksüz Dede  Türbesi’ne gidip mum yakardık. O piknik günlerinde  oturduğumuz kuzu etli sofrada çekildiğimiz fotoğraflarımızı unutmam ne mümkün… Dedem olsun babam olsun o yıllarda bile yazılı kültüre önem veren insanlardı Eski Borlulular.Fotoğrafların arkasında da hep o günün anlamına ilişkin bir not ve illâ tarih!

Özellikle babam çok dikkat ederdi buna. Fotoğrafa tarih atmazsak kızardı bize. Annem de babam da birer fotoğraf tutkunuydu. Onlara göre güzel an’lar/ anılar  mutlaka fotoğraflanmalıydı.

Örneğin, fuar döneminde İzmir’e büyük teyzemlere gittiğimizde her defasında Kestelli’deki Foto Baradan’a gidip aile fotoğrafı çektirirdik. O fotoğraflar büyütülür ve evimizin bir köşesine asılırdı.

Bana onlardan geçmiş olmalı ki şu an her biri yüzlerce fotoğraf alan 32 albumüm bulunuyor. İyi bir arşivci olduğumu söyleyebilirim bu konuda.

Barış ve kardeşliğin hükmünü sürdürdüğü  Eski Borlu’da geçirdiğim çocukluk  yıllarımı çok özlüyorum.

Köprübaşı’da yaşadıklarım da unutulmaz tabii ki… Örneğin evimizin arkasında Nazmiye ile keklik baklası topladığımız günler… Nazmiye kim mi? MTA çalışanı bir yabancının kızı… İlkokuldan sınıf arkadaşım… Henüz birinci sınıftayım ve Nazmiye ile keklik baklası toplamaktan büyük haz alıyorum. Kimbilir, belki de çocukça bir aşk benimkisi… Evimizin arkasındaki ‘ Mavı’nın İbrahim’ in oğlu Celil… Tuğladan kamyonlarla az mı oyun oynamadık onunla… Kemal amcamın oğlu Ali Rıza Özmen, Yunus Demir, Halis Temel, İrfan Ergün, Hasan Eraydın, Hüseyin Eraydın, Zihni Akçiçek, Sabri Gülşen… Sabri’nin numarası 17 idi. Celil’in 139. Benim 152

Görüyor musunuz numaraları bile belleğimden çıkmış değil.

Her biri unutamadığım sevgili arkadaşlarım…

Herhalde çok başarılı değildim ki elde var bir demeyi ve matematiğin inceliklerini kavramada zorlu çekerdim. Kudret Uysal bu konuda hepimizden iyiydi. Upuzun saçlı Sebahat ise sesiyle belleğimde kalanlardan… Çok güzel şarkılar söylerdi.

Öğretmenimiz Esin Hanım bekardı ve bazı akşamlar bize gelirdi yemeğe. Annem nedense pek sevmezdi onu. Üçüncü sınıfta öğretmenim değişti, Okyar Tan oldu. Bana 2 Haziran 1963’te ‘ Baba Evi ‘ni armağan eden öğretmenim… El yazısı çok güzel olan o öğretmenimle ailece ilişkilerimiz çok iyiydi. Bizde konakladığı çok oldu. İzmir’in Gültepe’sindendi.

Köpeklerin, koyunların içinde geçti Köprübaşı günlerim. Babam, jeepiyle beni tarlaya götürür, gezdirir, dolaştırırdı. Bahattin Ağamız, babamın her şeyiydi. Tarladan kalkan ürünlerin paylaşımı/ geliri gideri ile o ilgilenirdi. Öz amcamız gibiydi bize. Şimdi, torunlarından biri Virginia’da profesör ve çiftlik sahibi…

Hangi anımı anlatsam ki… Bitmez ki…

Dört kardeşiz ve annem de babam da herbirimizin okumasını istiyor. Köprübaşı’da ise ortaokul ve lise yok. Sonuçta 1964 yılında Salihli’ye göçtük.

Evimizi, tarlalarımızı sattığımız için de artık yıllardır Köprübaşı’na yabancıyız.

                                                                          *

Yıllar sonra  24 Aralık 2022’de yeniden bu topraklardayım.

Kemahlı’dan sonra otobüsümüz Köprübaşı’na doğru süzülüyorken ilk işim Köprübaşı tabelasını çekmek oldu. O ne?

Köyüm, 1968 yılında belediye olmuştu. 1990 yılında da ilçe…

İlçe olduğu günlerde bir kez gelip  amcamlarımı ziyaret etmiştik. Daha sonra da hiç yolum düşmemişti. Ya da bir kez daha gitmiş miydim, orasını iyi anımsamıyorum doğrusu.

Eski köyüm gitmiş, yerine modern binaların dikildiği apayrı bir çehreye bürünmüş olan güzel Köprübaşı’m gelmiş. İçim bir hoş oldu köyümden geçerken…

Durmak yoktu,  çünkü otobüsümüz Demirci’ye gidiyordu. Yanımda Hasan Efe ile Demirci’ye gidiyoruz. 55. Kütüphanemizi açmaya…

Evet… 24 Aralık 2022 Cumartesi günü, CHP Demirci İlçe Örgütünde  ‘ YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN- RASİME ŞEYHOĞLU KÜTÜPHANESİ ‘ açılacaktı. Bunun için yollardaydım.

Sabahın köründe uyanmış ve 07.30 otobüsüyle İzmir’den yola çıkmıştım.

4 saat sonra işte Demirci’deydim.

Henüz 5, 6 yaşlarındayken babamla  buraya geldiğim o soğuk  kış gününü hiç unutmuyorum. Küçücük bir ilçe merkeziydi o günlerde.  Babam bir yargıçla konuşmuştu o gün… Yol üstündeki bir lokantada da  öğle yemeği yemiştik. Şimdi ise oldukça gelişmiş, daha şirin bir ilçe kimliğine bürünmüş.

İlçenin simgesi haline gelmiş saat kulesi dikkatimi çekti. Menemen’de görmüştüm  aynısını…

Yeni yapılan modern binaların aralarında kalmış eski yapılar, doğrusunu isterseniz bana daha şirin geldi. İlk durağımız tabii ki CHP Demirci İlçe Başkanlığı…

İçerideki gençler gelen çelenklerle, masaları düzenlemekle meşguldüler. Öğrendim ki üniversite gençleri… Zihni, onların lideri olsa gerek… Bakülü İbrahimova ise burada PDR okuyormuş.

Üniversiteli gençler olarak kütüphane ile ilgileniyor olmalarından gurur duyduğumu söylemeliyim.

Bir gün öncesinde de yine kitaplar göndermiştim buraya.  Demirci’ye özel bir önem veriyordum çünkü. Sonuçta, hem biricik abim Yekta Güngör Özden’in hem de annemin adını taşıyordu. Yekta Bey’e böyle bir kütüphane açacağımızı söyleyeli  henüz on gün falan olmuştu.

Ailece kararımız şuydu: Çok sevdiğim beş biyolojik abim bildiğim kişilerin adı annemle birlikte  kütüphanelerde yaşayacaktı. Kim mi o biyolojik abim bildiklerim?

Veli Lök, Yekta Güngör Özden, Kemal Nehrozoğlu, Fahir Işıksız ve Öcal Uluç…

Veli Lök, Karşıyaka’da Demirköprü’de, Kemal NehrozoğluManisa  CHP İl Başkanlığında yaşatılıyor. Yekta Güngör Özden de  Demirci’de…

Diğer iki abim bakalım nerede yaşatılır, bildiğim yok henüz…

Annemle o biricik abilerim  yan yana… Bu proje uçuruyor beni mutluluktan…

Doğduğum topraklarda açıldığı için, iki sevdiğimin adını taşıdığı için çok seçici davranmıştım kitapları gönderirken…

Üç dört ay önce göndermiştik kitapları.

Sevip saydığım 11 kişinin adı da birer metal isimlikle  yaşıyor burada:

Arzem Değer, AvramVentura, Attila Aşut, Çağdaş Güneş Gündüz, Fevziye- Doğan Hızlan, Gül Akyüz, Gürol Tonbul, Hasan Zeki Sungur, Kemal Nehrozoğlu, Refik Arslan Öztürk, Semih Balaban…

Beni Demirci’ye yönlendiren Semih Balaban idi. Yani, CHP Manisa İl Başkanı…

Fevziye Hızlan, Hürriyet’in ünlü köşe yazarı, estet – yazar Doğan Hızlan’ın  annesi…

Refik Arslan Öztürk, Manisa’nın unutulmaz valilerinden… Benim sevgili kardeşim Saygı Öztürk’ün sevgili abisi…

Gürol ve Arzem’in ise burada isimlerinin  bulunduğundan  haberleri yok henüz…

Ama herkes bilsin ki o isimlerin her biri kitapsever, imecemiz ortaklarından ve sevgili kardeşlerimiz…

CHP İlçe Başkanı Melih Kuru, o gün damat gibiydi. Öyle şık giyinmiş ki…

Onunla  caddede dolaşırken, dost ziyaretlerinde bulunurken gördüm ki  Başkanın Manisa İl Başkanından farkı yok! Yanımızdan gelen geçen herkes selam verip ‘ Başkanım’ diye seslenip hal hatır soruyor. Başkanımla gururlandım doğrusu…

Beni özellikle götürdüğü biri oldu. Ali Özkahraman…

‘ Demirci’nin O An’ları ‘ adlı  oylumlu albümün yazarı/ hazırlayanı…

                                                                 ALİ ÖZKAHRAMAN

Ali Özkahraman, kuyumcu titizliğiyle hazırlamış bu albümü.  Tek düşüncesi şu olmuş: ‘’Cumhuriyetin ilk yıllarında Cumhuriyet aydınlığını iliklerine kadar yaşamış Demirci ilçesinin her türlü yazılı belge ve görsellerini doğru yorumlarla, nesnellikten uzaklaşmadan ilgililere ve hemşerilerine sunmak! ‘’

Çağına tanıklık dedikleri…

Ali Özkahraman bir Demirci sevdalısı… Memleketinin doğru bilgiler ve görsel malzemelerle  tanıtılması için elinden geleni ardına koymayan biri…

İstiyor ki, acı- tatlı iz bırakan Demircili büyükleri unutulmasın!

Hizmet vermiş olanları hep analım ve onlar geleceğe birer ışık olsun!

Geçmiş bilinsin, gelecek kuşaklar bundan yararlansın istiyor.

Sözcük anlamıyla söyleyecek olursak Ali  Özkahraman,  Demirci’nin taşını toprağını/öncesini sonrasını/ havasını suyunu/ kedisini köpeğini/ kuşunu karıncasını seven bir Demircili!

Yaşamını Demirci’nin tarihine adamış bir kahraman! Hem de ‘ Özkahraman’

Bu albümü oluştururken son beş yılda beş kez silbaştan yapmış. Cam negatiflerden tekrar tekrar taramalar yapmış. Ufak tefek hataları düzeltmiş, bazılarına hiç dokunmamış.

Belediye Başkanı da bu çabalara duyarsız kalmamış, destek olmuş Ali Özkahraman’a…

 Sayın Özkahraman’ın durduğu duracağı da yok. 1970 ve sonrasını da Demircililere anlatmak için şimdiden çalışmalara başlamış bile.

Demirci’nin atom karıncası Ali Bey olsa gerek…

Albümde neler var sorusuna gelince…

Neler yok ki…

İlk portre, Doktor-Fotoğraf meraklısı Kadri Erhan Sanater.

 Kardeşlerine fotoğraf çekmeyi öğreten, Güneş- Dil Teorisi çalışmaları olan  bir hekim… Sanater ailesine ait fotoğraflarını  ve yaşam öykülerini öğrenince  bu aileye ait neden bir büst yoktur Demirci’de diye düşünmeye başladım.

Sayfalar ilerledikçe Demirci tarihinde iz bırakmış olan portrelerin fotoğraflarında dikkat çekici bir  ayrıntıyla karşılaşıyorsunuz. Kılık kıyafet konusu… Her biri şık ve güzel… Bir başka ayrıntı da adeta yok derecede gözlüksüz insanlar… Demek ki miyopluk, teknolojik gelişmenin ürünü bir rahatsızlık… Gözlük kullanan yok gibi…

Şehir Güzelleştirme Derneği, Tasarruf Şirketi ve Yerli Mallar Haftası, eğitimle, spor,  devlet büyüklerinin ilçeyi ziyaretleri, düğün- sünnet merasimleri, zirai faaliyetler vs. hep görsel malzeme olarak çıkıyor ilerleyen sayfalarda.

Albüm, aynı zamanda bir Demirci tarihçesi…

1950’deki büyük yangın da ayrıntılı olarak yer almış.

24 Ağustos 1950’deki yangın, sabah saatlerinde başlayıp akşama kadar sürmüş. 400 ev, 150 kadar dükkan yanmış. 1800 kişi evsiz kalmış. 29 Ağustos’ta Cumhurbaşkanı Celal Bayar Demirci’ye gelip halkın acısına  merhem olmaya çalışmış.

Demirci’deki öğretmen okulunun varlığını Salihli günlerimden bilirim. Ama ne zaman açıldığını bilmiyordum. 2 Aralık 1964’te açılmış.

Biz mezbaha diyoruz ya… Demirci’de açılan mezbaha, yıllar önce daha doğru bir Türkçe ile o günlerde ‘ Hayvan Kesim Evi ‘ olarak açılıyor.

Demircilileri ve o yılların yöneticilerini  kucaklayasım geldi.

Özetle…

Bergama’da  Eyüp Eriş / Necati Karaçoban Bergama için ne yaptıysa  Demirci’deki  Ali Özkahraman da  aynısını yapmış ve  ilçesinin tarihçesine imza atmış o güzelim fotoğraflarla…

Fotoğraflarla tarih yazmış anlayacağınız…

                                                                                    *

Kütüphanemizin açılışına gelince…

Sokağa taşan bir açılış oldu. Coşkuya, heyecana tanık olduğum bir açılıştı…

Önceki açılışları parti binası içinde yaparken burada caddeye taşan bir açılış yaşadım. Çok, ama çok mutlu olduğumu söylemeliyim. İlçe Başkanımız ilk sözü bana verdiğinde illâ, yoksullaştırma ve cahilleştirme politikalarına ve Boeing 727 hızıyla yükselen enflasyona inat, yurdumuzun dört bir köşesinde kütüphaneler açmaya devam edeceğimizi söylemeliydim. Alaşehir’de, Şanlıurfa’da, Bayındır’da, Denizli’de kütüphaneler ve aydınlanma evleri açacağımız müjdesini vermeliydim Demircili kitapseverlere…

Öyle de yaptım zaten…

Benden sonra konuşan Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu ve İl Başkanı Semih Balaban da  kitabın/ kütüphanelerin önemine değinip kütüphanecilik çalışmalarımızı kutladılar, bizi bağırlarına bastılar.

Gördüğüm tablo şuydu: Demircili, zaten okuma yazma konusunda önemli başarılara imza atmış bir ilçe… Dün de bugün de…

Kütüphanemiz, şimdiden belli ki Demircili hemşerilerime/ öğrencilere ve yetişkinlere  büyük katkılar sağlayacak. Gösterilen ilgi kanıtladı bunu.

Turgutlu’nun zabıta memurluğundan başkanlığa yükselmiş değerli başkanı Çetin Akın’ın 200’e yakın çocuk kitabı  ve NUTUK ile  Demirci’ye omuz vermesi açılışın bir diğer mutlu sayfasıydı.

Başkan daha önce de buna benzer bir katkıda bulunmuştu bize.

Açılışa katılan genç nüfus ve kütüphanemize görevli memur gibi hizmet veren/ her şeyiyle ilgilenen Zihni ve arkadaşları bana gençlik aşısı gibi geldi.

Manisa CHP İl Yönetimi, Kadın Kolları Başkanı, İYİ Parti Demirci ilçe başkanı açılışa apayrı bir zenginlik kattı. Onlarla birlikte olmaktan büyük haz aldığımı söylemeliyim.

Yerinde duramayan, enerjik/ hiperaktif Semih Balaban’ın yönlendiriciliğiyle çıktığımız yolda çok iyilerle karşılaştım Demirci’de…

Açılışımıza Kemal Nehrozoğlu ve Yekta Güngör Özden’in telefonla katılmış olmaları da apayrı bir  güzellikti. Onlar da uzun uzun bizlerle paylaştılar sevinçlerini…

Çocuklar gibi şendim  24 Aralık 2022’de…

Şimdi sıra Alaşehir’de, hemen ardından Şanlıurfa !

Yazar: Recai ŞEYHOĞLU

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (0) in /home/sultanma/public_html/wp-includes/functions.php on line 5427