KIZILCAHAMAM BELEDİYESİ JEOPARK MÜZESİ
Hititlerin, Friglerin, Lidyalıların, Perslerin, Galatların, Romalıların, Bizanslıların, hâkimiyetinde kalmış olan Kızılcahamam’a, 1073 yılında Oğuz Türklerinin, Boz-Ok Boyları, Türk boyları Ankara ve civarına gelerek bu bölgeye yerleşmiş.

Kızılcahamam Belediyesi Jeopark Müzesi, Anadolu’nun yeryüzü şekillerine, farklı canlı formlarına ve bunların yaşadığı dönüşüm ve etkileşime tanıklık ediliyor. Volkanik faaliyetlerin yaşandığı dönemde şekillenen Anadolu topraklarının, 23 milyon yıl öncesine dair izlerin yer aldığı müzede, jeo-çevre ve artık bugün yaşamayanların bugün yaşayanlarla etkileşimini; dijital sergilemeler, filmler, oyunlar, replikalar ve orijinal eserlerle, doğal kültürü ve mirası ziyaretçilere aktarıyor.

Kızılcahamam Belediyesi Jeopark Müzesinde:
Giriş Kat;
Anadolu’nun oluşum tarihi, Galatya volkanizması, Katastrofizm güncelcilik, Jeolojik zaman tablosu, Güvem jeolojik gölün tabakaları ve yaprak fosilleri, Kızılcahamam ve çevresinin jeolojik oluşum filmi, Taşlaşmış ağaçların fosilleşme hikâyesi, 23 milyon yıl öncesinin platosu, Silisleşmiş ağaç fosilleri, Ağaçların yaşı nasıl hesaplanır gibi bilgiler, görseller ve ürünler bulunuyor.

Birinci Kat;
Milyonlarca yıl önce gerçekleşen doğa olaylarından günümüze kalan izler jeo –park alanları, Video yerleştirme ( Kara akbaba, Sazan balığı, Sekoya ağacı filmleri), Pelitcik- Yahşihan fosil ormanı, Güvem- Beşkonak jeo göller, Bazalt sütunları nasıl oluşur?, Dıatomeae- diatom nedir?, İnteraktif oyun ekranı, Mahkemeağacin, Kömürleşmiş ve silisleşmiş ağaçlar, Abacı peribacaları, Karagöl, Etkinlik alanı, Mikroskop, Kum havuzu bulunuyor.

Bahçede: Müzenin bahçesinde silisleşmiş ağaçlar, bazalt sütunları, yaprak fosilleri gibi ürünler sergileniyor.
Müze görevlisi Mustafa Bozkurt, müzeyle ilgili bilgi paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
“250 den fazla jeostike ev sahipliği yapıyor”
“Jeopark müzemiz 2018 yılında kuruldu. Bizim bu müzedeki amacımız Tamamen Kızılcahamam’daki jeostiklerin tanıtılması. Çünkü Kızılcahamam yaklaşık 2 bin km² alan içerisinde, 250 den fazla jeostike ev sahipliği yapıyor. Bu jeostiklerin hepsini gezmek mümkün değil, zaman meselesi, imkân meselesi. Bu imkânı bulamayan misafirler buraya geliyor, burada bu jeostiklerin oluşumları, geçirdiği dönemlerle alakalı bilgileri elde edebiliyor, örnekler görebiliyor. Bu jeostiğin nasıl bir şey olduğunu anlayabiliyor. Gelenlere burada sahaya inmeden sahanın küçük bir özeti veriliyor.

“Burada aynı zamanda Anadolu topraklarının oluşumu da anlatılıyor”
Burada dünyanın oluşumundan başlıyor. Dünyanın oluşumu, karasal yaşı 4,5 milyar yıldır. Başlangıçta dünyamız, bildiğimiz kıtalara sahip değildi. Daha öncesinde küçük kara parçaları vardı. Bu parçalar birleşti Pangea’yı oluşturdu, devasa tek bir kıta olan Pangea. Bu Pangea parçalandı, günümüz kıtaları oluştu. Burada aynı zamanda Anadolu topraklarının oluşumu da anlatılıyor. Pangea oluştuktan sonra Anadolu toprakları hemen oluşmadı. 50 milyon yıl öncesine kadar buralar Tetis okyanusu. 30 milyon yıl önce birkaç tane plakanın bir araya gelmesi, bazı plakaların yeryüzüne çıkması, su yüzüne çıkması sonucu Anadolu toprakları oluşuyor. 23 milyon yıl önce de Galatia Pasivi (Galatya Masifi (veya jeolojideki adıyla Galatya Volkanik Provensi) dediğimiz Kızılcahamam ve çevresini içine alan bu bölgede tekrar bir dönüşüm süreci gerçekleşiyor.

“Videolarda bu oluşumların nasıl oluştuğu da anlatılıyor”
Bizim bu müzede anlattığımız bütün jeositler genel olarak o dönemden kalma jeositlerdir. Yani 23 milyon önceki o jeolojik dönemdeki dönüşüm sürecinden kalma eserler, jeositler. Bunların içinde yani müzede bazal sütunları, fosil ağaçlar, muhtelif çökeltiler içerisinde kalmış yaprak, balık fosilleri, ağaç dallarının fosilleri, mermerleşmiş ağaçlar, kömürleşme evresindeki ağaç fosilleri, bazal sütun parçaları, volkanik lavların fosilleşmiş halleri gibi birçok fosilin örneği bulunuyor. Bunların yanı sıra, bu örneklerin nasıl oluştuğunun da anlatıldığı bir müze burası.. Gelen ziyaretçilere, sadece bir görsel haz değil, aynı zamanda bilimsel de bir taban oluşturmak istiyoruz. Aynı zamanda gelen öğrencilerimizin ilkokul, ortaokul, lise, üniversitede okuyan öğrencilerimizin ziyaretlerinin biraz daha aktif, verimli olmasını, detaylı bilgi almasını sağlıyor. İçeride videolarda bu oluşumların nasıl oluştuğu da anlatılıyor. Ekranların üzerindeki yazılarda oluşumlar ve bu oluşumlarla ilgili araştırma yapan bilim insanlarının makalelerinden, görüşlerinden örneklerde mevcut. O kişiler hakkında bilgilerde mevcut.

“Kızılcahamam’a araçla 30-35 dakikalık mesafedeler”
Müzenin üst katında koruma altında bir türümüz Kara akbaba var. Kızılcahamam ve çevresinde bulunuyor. Kara akbaba’nın anlatımı var. Bazal sütunlarının bir maketi, Karagöl, Mahkemeağacin, Yer altı şehri, Abacı peribacaları ve Alicin manastırı anlatılıyor. Burada anlattığımız Alicin manastırı, Mahkemeağacin köyü ve yer altı şehri ve Abacı peri bacaları birbirine çok yakında olsalar Kızılcahamam’a araçla 30-35 dakikalık mesafedeler. Buralara gitmek herkesin imkânı dâhilinde olmayabiliyor. Biz burada onları anlatıyoruz. Onlar hakkında bilgi veriyoruz ve orada görsellerle nasıl bir yer olduğunu anlatıyoruz.

“Galatlar askeri amaçlı, gözlem amaçlı kullanmışlar”
Yukarıda Mahkemeağacin yer altı şehrinin ufak bir maketi var. Yer altı şehrimiz bundan 2 bin yıl önceki medeniyetlerin, tahminlere göre Galatların, Roma’dan kaçıp, Hıristiyanlıkla daha rahat yaşayabilmek amaçlı kullandıkları bir yer altı şehri. Tüf bir Kayacı kazıp, kilise, barınma alanları, şarap mahzenleri gibi mekânlar yapmışlar. 4 kat. Şuanda 4 kattan açık olanları var ama restore çalışması olduğu için kapalı, gidip görülemiyor. Buradan, bu yerle ilgili bilgileri edinebiliyorsunuz. Abacık peribacaları Türkiye’deki Kapadokya bölgesinden sonraki en büyük peri bacaları alanı.. Kapadokya’daki peribacalarıyla aynı dönüşüm sürecinden, aynı oluşum sürecinden geçmiş. İçerisi oyulup da barınma amaçlı kullanılmamış. Alicim manastırı bir mağaranın önünü taşla örmüşler. Tahminlerimize göre yine Galatlar askeri amaçlı, gözlem amaçlı kullanmışlar. Pagan Roma’nın zulmünden kaçtıkları için buralarda bu yerleşim alanlarını kurmuşlar.

“Gezip görme imkânı bulamayanlar için kurulmuş çok güzel bir müze”
Karagöl, Işık dağının eteklerinde 1.600 rakımında bir heyelan gölü. Orası da kendince bir jeosit. Doğal bir güzellik.. Oraya gitmek de şehir merkezinden 30-35 dakikalık mesafe. Bazal sütunları volkanik bir oluşum. Lavların fosilleşmesiyle meydana gelmiştir. Lavlar, içerisinde çok fazla metal barındırdığı için soğuma esnasında büzülüyor. Her kenardan aynı anda büzüldüğü içinde hegzagonal yani altıgen çokgen şekillerde çatlayıp, yukarıdan aşağıya bu çatlak devam ettikçe sütunlar halini alıyor. Bunu yerinde görme imkânınız var ama merkezden 20-25 dakika. Biz müzemizde örneklerle bunları gösteriyoruz. Bu jeosit duraklarımız broşürlerimiz harici, harita uygulamalarında adını belirttiğinizde tam önüne nokta olarak götürebiliyor sizi. Aslında gezip görmek için imkân var ama bu imkânı bulamayanlar için kurulmuş çok güzel bir müzemiz burası.” (Fatma Marmara)



