BUGÜN  GÜNLERDEN  NAZIM  HİKMET

KÖŞE YAZARI: RECAİ ŞEYHOĞLU

12 Eylül darbesi sonrasında ilk memur sendikası 28 Mayıs 1990’da Dr.Niyazi Altunya ve arkadaşları tarafından kurulmuştu. EĞİTİM-İŞ adıyla kurulan sendikadan 6 ay sonra da  EĞİT-SEN kurulmuştu.

Bu iki sendika arasında süren tartışmalar 1995’e kadar sürdü ve 25 Ocak 1995’te her iki sendikanın  birleşmesiyle  EĞİTİM-SEN kuruldu.

12 Eylül faşist darbesi halkımızı öyle sindirmiş ki üye olmak için herhangi bir engel olmamasına karşın eğitim çalışanları sendikaya üye olmakta çekiniyor, ürkek davranıyordu.

Hatta bu konuda Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü,  genelge çıkarmak zorunda kalmıştı. Öğretmenlerin üye olmalarını teşvik etmişti.

Genelgenin çok işe yaradığını söylemek zor. Öğretmenler çekingenliklerini sürdürdü ve üye olmamak için türlü bahanelere sarıldılar.

Ben o günleri işyeri temsilcisi olarak yaşayanlardanım.

                                                                             *

Unesco, 2002 Yılını Nazım Hikmet Yılı ilan etmişti.

15 Ocak 1902 ‘de doğan Nazım Hikmet’in 100. Doğum yıldönümü olması nedeniyle…

Buna göre Unesco’nun kararı gereğince okullarda da konuyla ilgili etkinlikler yapılabilirdi.

Çalıştığım Konak İş Eğitim Merkezi’nde sendikanın işyeri temsilcisiydim.

Selim Karyelioğlu arkadaşımla da o günlerde ‘ Sanat Atölyesi ‘ kurmuştuk.

Selim’le başbaşa verip bu konunun değerlendirmesini yaptık ve kararımızı verdik. Okulumuzda Nazım Hikmet’le ilgili bir program yapacaktık. Müdürümüzü ikna edip işe soyunduk. Yaşamını anlatacak, onun şiirlerinden bestelenen  şarkıları seslendirecek ve şiirlerini okuyacaktık.

Hummalı bir çalışma içinde bulduk kendimizi.

Zihinsel engelli bireylerin eğitim gördüğü okulumuz böylece bir İLK’e de imza atmış olacaktı.

Beklediğimiz gün geldi çattı. Öğretmenler olarak, öğrenciler olarak, veliler olarak konuklarımızı beklemeye başladık. Öyle heyecanlıydık ki…

Vali Yardımcısı Mustafa Korkmaz Dinçer, il milli eğitim müdür yardımcısı, ilköğretim müfettişleri, çevre okul yöneticileri, gazeteciler, şairler, yazarlar iç içeydik o gün.

İzmir’de İLK, belki Türkiye’de de bir İLK’ti yaptığımız iş…

Şarkılarla, şiirlerle andık Mavi Gözlü Dev’i.

Programı da ben yönetmiştim büyük bir aşkla…

Şiirleri dünya dillerinde şarkı olmuş/ türkü olmuş ama ülkesinde yasaklanmış Nazım Hikmet’e sahip çıkmıştık.

Şiirleri nedeniyle başına olmadık işler açan Nazım’ın mezarı bile çok görülmüştü ona.  Mezarının ülkesinde değil Moskova’da bulunmasından bu ülkenin yöneticileri neden rahatsız olmazlar bunu da anlayabilmiş değilim yıllardır.

Biz yaptık ve başımıza herhangi bir iş açmadık. Bunu gören Gazi İlkokulu da bizim ardımızdan gerçekleştirmişti ikincisini…

Oysa bütün okullarda yapılmalıydı Nazım Hikmet Anması…

Ne yöneticiler soyundu buna ne de öğretmenler…

                                                                                *

EGE TV, benimle bir program yapmıştı. ‘’ İzmir’in en çok ceza alan öğretmeni ‘’ manşetiyle…

Şaka bir yana,  çok cezalar almış bir öğretmenim. Dilim ve yazdıklarım nedeniyle olmadık işler açtım başına. Pişman mısınız derseniz, aksine!

O cezaları onurla taşıdım.

Eğitim çalışanı olup da eğitim sistemine kafa yormayan/ sistemi eleştirmeyen bir öğretmenin varlığını içime sindiremem çünkü.

Okulumun müdürünü tedirgin etmiş olsak da onu ikna etmeyi başardık sonunda ve çok da katkılarını gördük.

Aradan bir süre geçti ki, müdürüm odasına çağırdı. Elindeki zarfı uzatıp açmamı istedi.

‘ Teşekkür Belgesi ‘ idi.

O günlerin il milli eğitim müdürü, daha sonra bana diyecekti ki, ‘’ Bugüne kadar hep ceza vermişler sana. Ben hiç olmazsa bir ödül verip gönlünü alayım dedim.’’

Nazım Hikmet’i Anma Etkinliği için il milli eğitim müdüründen teşekkür belgesi alıyordum.

İnanamıyordum.

Oysa bu ülkede Nazım Hikmet’le ilgili şiir okuyan, oyununu sahneye koyan çok sayıda kişi için olmadık ceza alanlar vardı.

Ben ise ödül!

Bunu hiç unutamıyorum.

                                                                                 *

Cumhurbaşkanı, özgürlüklerden söz ediyor.

Yanıbaşındakiler hakeza…

 22 yıl sonrasında, bugünün Milli Eğitim Bakanı, ‘ Türkiye Yüzyılı Maarif Eğitim Modeli ‘nde Nazım Hikmet’e tek satırla yer veriyor mu dersiniz?

Dünyanın değer verdiği Nazım Hikmet’ten bir kıta olsun şiir okuyabiliyor mudur acaba?

Necip Fazıl’dan şiirler okuyan RTE, Türkiye’nin yüzakı şairi Nazım Hikmet’ten de şiirler okumuş mudur hiç acaba?

122 yıl önce doğmuş, 61 yıl önce sonsuzluğa yürümüş  Nazım Hikmet’e saygı ve özlemle…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (0) in /home/sultanma/public_html/wp-includes/functions.php on line 5420