53.KÜTÜPHANEMİZİ BALÇOVA’DA AÇTIK

YAZAR:RECAİ ŞEYHOĞLU

Türkiye İstatistik Kurumu Ulusal Eğitim İstatistikleri Veri Tabanı 2020 verilerine göre okur yazaroranının en yüksek olduğu il yüzde 97.07 ile Antalya, en düşük olduğu il ise yüzde 93.02 ile Mardin’miş.

Mardin’i yüzde 93.42 ile Şanlıurfa izliyormuş.

1965 yılı genel seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Behice Boran’ı milletvekili seçenUrfalı, yabancı firmaları yatırıma ikna etmek için kapı kapı dolaşıp ‘’ Gelin, bize güvenin… Bir problem mi yaşadınız, hemen bize ulaşırsınız, bürokrasiyi alaşağı ederiz.’’ şeklinde konuşan Maliye Bakanı Nureddin Nebati’yi de 25. Dönem milletvekili olarak Meclis’e göndermiş.

Aynı Nebati,  öncesinde de‘’Korkmayın gelin, sizin için hiçbir engel çıkarmayız, mevzuatı falan yıkar geçeriz, arkamızda cumhurbaşkanı var.’’demişti.

Bu konuşmasıyla Türkiye’yi büyütmek/ geliştirmek için Amerika demeyip Afrika demeyip ilerlemiş yaşına ve pandemiye karşın dünyayı karış karış dolaşan Sayın Cumhurbaşkanını sömürge bir ülkenin başkanı yerine  koymuş olduğunu anlayamayacak kadar da izandan yoksun biri Sayın Bakan.

Sayın Cumhurbaşkanımızın, büyük bir sorumsuzlukla  mevzuatın yıkılıp geçmesine  onay vereceğini söylemeye çalışıyor.

Yani… Recep Tayyip Erdoğan’a  zarar veriyor.

Urfalı da pestenkerânîkonuşmalarıyla  ve garip tavırlarıyla  toplumu güldüren Nebati’yi milletvekili seçtiği için  son derece pişmandır kanımca.

Behice Boran’ı seçenlerin böyle bir yanlışı nasıl yaptığına şaşıyor insan.

*

Aslında şaşmamak gerek. Çünkü TÜİK’in 2020 verileri, şaşmamamız gerektiğini ortaya koyuyor.

Okuma yazma oranı bu denli düşük olunca Urfa’dan Einstein benzeri bir siyasetçinin çıkmasını hayal etmek zaten çok hamhayal olurdu.

Sonuçta, üzücü bir tabloyla karşı karşıyayız.

Gülünç durumlara düşen Sayın Nebati, Urfalıları da üzüyor. Buna hakkı yok!

*

Öğretmenliğe Urfa’da başladım.

Hiç unutamıyorum o yoksul köylülerimi ve öğrencilerimi.

Çok güzel anılarım var Urfa’yla ilgili. Günün birinde herhalde yazarım.

Hafta sonları görev yaptığım ilçeden Urfa’ya gidiyor, iki gün kalıyordum. Arkadaşlarımla birlikte oluyordum.

O arkadaşlarımdan biri, hayat dolu olan Şeref’ti. Urfa’nın yerlisiydi.

Yıllar sonra İzmir’de buluştuk onunla. Filiz öğretmenle evlenmiş, iki oğlan babası olmuştu.

Arada bir Urfa günlerimizi yâd ediyorduk bir araya geldiğimizde.

8 yıldan beri aramızda yok artık Şeref öğretmen.

Şeref yok ama aslan gibi Çağdaş’la Candaş var geride. Bir de yüzünden gülümsemesi hiç eksik olmayan Filiz…

Filiz’le aynı okulda çalıştık Yeşilyurt’ta. Filiz deyince aklıma çalışkanlık ve güzellik gelir. Bir de vefa… İkide bir çağırır durur okuluna. Hâlâ çalışıyor. Hiç de yorulmuşa benzemiyor.

Çağdaş, sanki oğlum benim… Zahmetli işlerimde hep elimden tutan bir delikanlı. Ankara’dan/ İstanbul’dan bir konuğum mu gelecek, atlar gider  havalimanına ve getirir konuğumu.

Bir kütüphane projem mi var, hemen elimden tutayım der.

Şanlıurfalılar için de bir kazanç Çağdaş. Onların da elinden tutuyor, sorumluluklar üstleniyor.

Babasıyla olan yakınlığımı dabildiğinden   açıldı bir gün:

‘’ Hocam, babamla Rasime teyzeyi bir kütüphanede buluşturalım.’’

Şanlıurfalılar ile görüşüp konuşmam ve derneklerinde kütüphane açmamız o konuşmadan sonra oldu.

Hiç düşünmeden evet dedim.

‘’ Ege Bölgesi/ Şanlıurfa Kültür Ve Dayanışma Derneği- A. ŞEREF GÜNDÜZ- RASİME ŞEYHOĞLU KÜTÜPHANESİ ‘’  böyle doğdu.

26 Mart’ta büyük bir coşku ve kalabalıkla açtık kütüphanemizi.

Urfalı öğretmenler, Urfalı esnaflar, Urfalı siyasiler, Urfalı anneler ve babalarla…

Kimler kimler yoktu ki…

Açılışa anlam katan bir konuğumuz da vardı aramızda.

Türk Kütüphaneciler Derneği İzmir Şube Başkanı Mehmet Erken…

Saatlerce bizimle oldu, açılış konuşmasıyla da konuklara/ ev sahiplerine kitabî mesajlar verdi.

Açılışa gelen bazı konukların ellerinde kitaplarla aramızda bulunmasından büyük mutluluk duyduğunu ve kütüphanenin günden güne büyüyeceğine olan inancını dillendirdi.

Mehmet Erken, şaka bir yana 2004’ten bu yana yaptığımız kütüphanecilik çalışmasının önemli tanıklarından biri. Her zaman bize el vermiş bir kütüphaneci…

28 Mart’ta 58. Kütüphane Haftası başlıyordu.

Biz, iki gün öncesinde 1000 kitaplı 53. Kütüphanemizi  açıyorduk.

Mutluluğum, canım annemle sevdiğim arkadaşım Şeref’in Balçova’da bir kütüphanede buluşmasıydı.

İkinci mutluluğum ise…

*

25 Mart’ta Saygı Öztürk aramıştı. Saygı Öztürk, benim için bir kardeş… Gözümde ve gönlümde  yüce bir gazeteci.

‘’ Abi, hemşeri derneğinde / Şanlıurfa Kültür Ve Dayanışma Derneği’nde kütüphane açıyorsun da neden Şanlıurfa merkezde bir kütüphane açmıyorsun? ’’ sorusuna, ben de ‘’ İsteyen olursa neden hayır diyeyim Saygı kardeşim! ‘’ yanıtını vermiştim.

Akşam yemeğine doğruydu…

‘’ Ben Zeynel Abidin  Beyazgül Recai Hocam! ‘’

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Başkanıydı arayan.

Sevgili Saygı kardeşim, onu aramış ve bilgilendirmişti.

‘’ Hocam, ben Türkiye’nin en genç nüfusuna sahibim. Neden olmasın Şiir Ve Çocuk Kütüphanesi?’’

İlk tümcesi ve son tümcesi, belleğim beni yanıltmıyorsa  ‘’ Hocam ne zaman geliyorsun Urfa’mıza? ‘’oldu.

Gerek Sayın Beyazgül gerekse de üç dört kez konuştuğumuz özel mi özel olduğunu hissettiren  özel kalem müdürü İbrahim Halil Bey’den sonra projemizin adı şöyle noktalandı:

RASİME ŞEYHOĞLU AYDINLANMA EVİ- ŞİİR VE ÇOCUK KÜTÜPHANESİ

Evet…

Annemle Şeref’in Balçova’da buluşmasıyla yaşadığım mutluluğun ikincisinin de Sayın Beyazgül’leyaptığım telefon konuşması olduğunu söylerken neredeyse ben de alkışlayacaktım kendimi.

Zeynel Abidin Beyazgül’üncoşkulu/ istekli konuşmasından sonra şimdi Urfa’ya göndereceğim çocuk kitaplarıyla şiir kitaplarının listesini  hazırlıyormuşçasına beynim meşgul.

Saygı Öztürk’e, Sayın Başkana ve Urfalı çocuklara ve gençlere mahcup olmamak için  titizlenmemem olası mı ?

Bekle Şanlıurfa, geliyorum!

Bekle Peygamberler şehri, en güzel kitaplarla yakında yollardayım!

*

Hep düşlerdim Urfa ya da Mardin’de bir kütüphane kurmayı…

Mardin için hatta harekete geçmiş, 2 binin üstünde kitabı göndermiştik bile…

Neyse ki, şimdi Şanlıurfa için sıvayacağız paçalarımızı…

Eminim el verenler de olacaktır Urfa için…

Mehmet Ali Çalkaya, Erdal Aksünger, Hakkı Ülkü, Nüket Hürmeriç 26 Mart’ta Balçova’da aramızdaydılar. Sözleriyle, şiirleriyle…

Örneğin Çalkaya,  ‘’ Kütüphanenin günlük üç gazetesi benden! ‘’ diyerek bir kampanya başlatır gibi oldu.

Bir anne ve çocuğu, ellerinde ona yakın kitapla gelmişlerdi o gün. Bir başkası elinde dört kitapla…

Hakkı Ülkü zaten hiç unutmuyor bizi. Nüket ona keza…

Çağdaş desen, adına uygun işleri yapmaya ant içmiş gibi.

Evet…

Rasime- Recai Şeyhoğlu Kütüphaneler Zinciri olarak bir kez daha  kitapları ve kitapseverleri kucakladık. Kucaklandık!

Bir kez daha haykırabilirim coşkuyla:

‘’ Kitapsız yaşamak; kör, sağır ve dilsiz yaşamaktır! ‘’

‘ Kitap en iyi arkadaştır! ‘’

Önümüzdeki ay Manisa’nın Demirci ilçesinde 54. Kütüphanemizi açacağız.

Şanlıurfa için de 55 diyeceğiz galiba…

Durum onu gösteriyor.

Mutluyuz, gururluyuz!

 

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (0) in /home/sultanma/public_html/wp-includes/functions.php on line 5420